6 Haziran 2018 Çarşamba

Zeytinciliğe meraklıysanız mutlaka okumanızı öneririm!



Merhabalar sevgili zeytin dostları!

Geçen yazımda bahsettiğim toplantı bugün gerçekleşti ve Balıkesir milletvekili  adaylarının kimisinin teşrif edip kimisinin temsilci gönderdiği toplantının sonuç bildirgesini sizlerle paylaşmayı görev edindim.

Şunu da son not olarak eklemek istiyorum: "Eğer siyasetçiler zeytincilerden oy istiyorsa, aşağıdaki metni dikkatle okumalı ve bizlere kulak vermeliler!"

İyi okumalar

Saygılarımla



                EDREMİT KÖRFEZİ ZEYTİN ve ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİ DERNEKLER FEDERASYONU (EKZZÜF) tarafından düzenlenen Edremit Körfezi Zeytin Üreticileri ve 24 Haziran 2018 genel seçimleri Balıkesir Milletvekili Adayları Buluşma Toplantısı
06 Haziran 2018 - Burhaniye
Sayın milletvekili adaylarımıza, düzenlemiş olduğumuz bu tanışma toplantısına katıldıkları için federasyonumuz ve temsil ettiği Edremit Körfez Bölgesi zeytin ve zeytinyağı üreticileri adına teşekkürlerimizi sunarız.
EKZZÜF AMAÇ VE HEDEFLER
            Amacı Edremit Körfezi’nde zeytin tarımını her açıdan sistematik bir hale getirmek olan EKZZÜF bundan bir sene önce Edremit Körfezinde yer alan 6 zeytin üreticileri derneğinin bir araya gelmesi ile kurulmuştur (Burhaniye, Havran, Edremit, Gömeç, Ayvalık, Küçükkuyu) ve bölgemizde yer alan zeytin üreticilerini temsil etmektedir. EKZÜF, ülkemiz ve bölgemiz adına stratejik ürünlerden biri olan zeytini en uygun biçimde değerlendirmek ve yöremizde binlerce yıldır sürdürülebilir bir ekonomi sağlayan bu sektörün dünya standartları seviyesine yükseltilebilmesi için yola çıkmıştır. Zeytin sadece tarım ürünü değil aynı zamanda özellikle zeytinyağı ve ayrıca sabun, pirina gibi yan ürünler sayesinde sanayi ürünleri olarak da temel insani ihtiyaçlara cevap verdiği için devletimizde zeytin ve zeytinyağını stratejik bir ürün olarak görmektedir.
            Bu bağlamda ürünümüzü değerlendirmeye ve insanımıza kaliteli zeytin, zeytinyağı sunmaya ve ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2023 Turizm Stratejik Raporu’nda önerdiği zeytin turizmi aracılığıyla da ekonomik gelir kazandırmaya talibiz.
Edremit Körfezi 27.12.2007’de TBMM raporunda (EK-1) adı geçen turizm gelişim koridorlarından ilki olan “Zeytin Koridoru”nun kalbinde yer almaktadır. 2000’li yılların başından itibaren gastronomi ve turizm konuları dünya ekonomisinde hatırı sayılır bir yere gelmiştir. 2016 yılı Aralık ayında İzmir’de gerçekleştirilen Gastronomi Turizmi Kongresi’nde bir araştırmacının söylediği üzere dünyada sadece yerel tatları keşfetmekle ilgilenen ve sınırsız harcamaya eğilimli 1 milyon turist bulunmakta ve bu rakamın gelecekte artması öngörülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yayınladığı Türkiye’nin Stratejik Raporu’na göre 2013’te 40 milyonun üzerinde turist, yaklaşık 50 milyar $ dış turizm geliri ve turist başına 1000 $ harcama tahminlenmiştir. Ülkemizde yaşanan birtakım olumsuzluklar ve OHAL nedeniyle bu rakamlara ulaşılamamış olsa da irade sayesinde Türk ulusunun 2023’e kadar bu hedeflere ulaşması mümkündür. 

TANIMLAR
Zeytinlik tanımını yaparken, üzerinde zeytin tarımı yapılan tüm arazilerin akla gelmesi gerekmektedir. AB'de kullanılan tarımsal alan tanımının genel anlamda ülkemize adapte edilmesi bu tanımı daha da kuvvetlendirecektir. Zeytin yeryüzünde meyve veren en uzun yaşam süresine sahip meyve ağacıdır. Günümüzde 3000 yaşında ürün vermeye devam eden ulu zeytin ağaçları bulunmaktadır. Zeytinyağı tamamen doğal ve hiç bir kimyasal işleme tabi tutulmadan zeytinin sadece sıkılmasıyla elde edilen zeytin meyvesinin suyudur. Başka hiçbir bitkisel yağ rafine edilmeden tüketilemez. Tüm dünyadaki tıbbi çalışmalarda insan sağlığına en faydalı doğal yağ olarak ilan edilmiş, gerek kalp ve damar sağlığına ve gerekse kansere karşı önleyiciliği tespit edilip kanıtlanmıştır. Dünyadaki gelişmiş ülkelerde zeytinyağı tüketimi hızla artarak devam etmekte ve ünlü Akdeniz diyetinin ayrılmaz bir parçası olarak kullanılmaktadır.
ZEYTİNCİLİK SEKTÖRÜNÜN TEMEL SORUNLARI
EKZZÜF olarak yöremize ait ve diğer bölgelerde de yaşanmakta olduğunu bildiğimiz sorunların kritik öneme sahip olanlarını aşağıda sizlerle paylaşmak istedik. Ancak öncelikle şunun bilinmesini isteriz ki ülke menfaatleri açısından zeytin üreticisi daima devletinin ve hükümetinin yanında olmuş, sorunun bir parçası olmak yerine çözümün bir parçası olmayı gözetmiş ve gözetmektedir. Sektörün işleyişinin bir sistem dahilinde oluşturulacak yeni uygulamalarla, yöntemlerle, eğitim çalışmalarıyla ve tüm taraflarıyla bir bütün olarak düşünülmesi gerekmektedir.
            Zeytin Yetiştiriciliğinin Sorunları
            Zeytinlik alanlarda üretimi kısıtlayıcı ve doğayı tahrip edici uygulamaların (yapılaşma, madencilik, vb.) oluşturduğu tehlike, sürdürülebilir ekonominin tahribi ve yöredeki istihdamın kaybolması anlamlarına da gelmektedir. Bugün bulunduğu topraklarda sınırlı rezervlerde çıkartılan 1 ton mermerin satış fiyatı USD 500 iken binlerce yıl üretimi yapılabilecek 1 ton zeytinyağının satış fiyatının USD 3200 olması konuyla ilgili genel bir fikir verebilir. Yöremizde yer alan zeytinliklerin genelde tepelik arazilere dağılmış olması farklı ürünlerin tarımının yapılmasını engellemektedir.  Bu alanların tahribi söz konusu olduğunda geçimini bu sektörden sağlayan köylü ve çiftçimizin istihdam sorunu ile karşı karşıya kalacağını da düşünmek gerekmektedir.  Bu nedenle zeytin ve zeytin yağı üreticileri olarak geçerliliği devam eden 3573 no'lu Zeytincilik kanununun değiştirilmeden korunmasını talep ediyoruz.
OECD 2011 yılından beri “Daha İyi Yaşam Endeksi” adında bir web sitesinde çeşitli ölçütlere göre ülkeleri sıralamaktadır. Çevre konusuna gelindiğinde Türkiye’nin karnesi çok zayıftır. Hava kirliliği göstergesinde Türkiye 38 ülke arasında 33. sırada; genel olarak çevre konusuna göre 38 ülke sıralandığında Türkiye 10 üzerinden 2 alarak 37. sırada bulunmaktadır. Rakamlar 2060 yılına kadar erken ölüm oranlarının artacağını ve çocuklar ile yaşlıların kötü çevre koşullarından olumsuz etkilenerek akciğer, kalp rahatsızlıkları ile astım, kanser gibi hastalıklara yakalanarak ciddi sorunları beraberinde getireceğini öngörmektedir. Bildiğiniz üzere Edremit Körfezi havasının temizliği ile ünlü ve sırf bu özelliğinden ötürü özellikle akciğer rahatsızlığı olan kişilerin göç ettiği bir yerdir. Zeytin ağaçlarına ve çevreye zarar verecek her türlü yatırım, kısa vadede ekonomik olarak kazanç sağlayacak olsa bile, uzun vadede insanlarımıza onarılması güç zararlar getirecektir.
           
            İmara açık ya da imarsız alanlarda gerçekleştirilen izinsiz zeytin ağacı kesimlerinin ve zeytinlik alanlarda küçük/büyük baş hayvan sokulmasına ilişkin cezaların caydırıcı olacak şekilde arttırılması ve yazılı şikayetten bağımsız olarak uygulanması zeytinlik alanlara yapılan saldırıların önüne geçilmesinde yardımcı olacaktır. İmara açık zeytinliklerde ağaçların kesilmeden kabaklanma yapılarak sökülmesi ve kontrol altında bu işlemin gerçekleştirilmesi, sonrasında da gösterilecek başka yerlere dikimi ise imar nedeniyle oluşabilecek istenmeyen üretim kayıpların önüne geçebilecektir.
            Zeytin Hırsızlığı zeytinlik sahiplerinin başlıca sorunlarındandır ve son yıllarda ciddi oranda artmıştır. Zeytinlik sahipleri ile hırsızlar karşı karşıya getirilmeden sorun çözülmelidir. Zarar görenin şikayetine bakılmaksızın hırsızlık ve küçük/büyük baş havyan zararları ele alınmalıdır. Her çeşit zeytin alış ve satışı belediyelerin gösterdiği denetimli alanlarda yapılmalıdır.
            Zeytin zararlıları ile mücadelede organik ilaçların kullanımı için, bilimsel ve toplu olarak hareket edilmesi yönünde Tarım il ve ilçe müdürlükleri ile yerel yönetimlerin ortak desteğini temenni ediyoruz. Zeytin sineğine karşı uçakla yapılacak olan mücadele bu konuda gerek maddi gerekse uygulama olarak büyük önem taşımaktadır.
            Zeytin ve Zeytinyağı primlerinin yetersiz kalması ve üreticinin her gün artan işçilik ve gübre maliyetlerini karşılamakta sıkıntı yaşaması zeytinlik bakımlarını aksatmakta ve üründe istenmeyen verim düşüşüne neden olmaktadır. Avrupa Birliği’nin yayınladığı 2012 yılına ait bir raporda zeytin uzun ömürlü, ekonomik eğilimler göz önüne alındığında sert ve sabit üretim maliyetleri taşıyan ancak aynı zamanda biyoçeşitlilik, doğayı ve toprağı koruma özelliklerine sahip olduğu için “vazgeçilmez” bir ağaç olarak tanımlanmaktadır. Zeytin ve zeytinyağında pirim sisteminin Avrupa Birliği’nde olduğu gibi üretim miktarına dayalı olarak bir standart formül ile hesap edilmesi, her sene gözden geçirilmesi ve AB kalite standartlarına çekilmesi üretimde verim artışı sağlayacaktır.
            Zeytin hasadının mekanizasyonunun teşvik kapsamına alınması hem maliyetleri düşürecek hem de daha kaliteli bir üretime neden olacaktır.
            Zeytin Sanayi ve İç-Dış Pazarlama Sorunları
            Zeytincilikle ilgili üretim tesisleri, gerek yemeklik zeytin ve gerekse zeytinyağı, sezonluk olarak çalışmaktadır ve yaklaşık 3-4 ay süren işletme faaliyetleri sonunda bir sonraki seneye kadar atıl kalmaktadır. Bu tesislerin sene boyunca kullanımını sağlayacak ve yapılan yatırımı çürütmeyecek çözümler üzerinde çalışmanın sağlanacak istihdam açısından da önemli olduğunu düşünmekteyiz. Ayrıca bu tesislerde kimya mühendisi ve doktor istihdamı mecburiyeti olmamalıdır çünkü 12 ay boyunca çalışan işletmeler değillerdir. Karasu probleminin çözümü  AB'de yürürlükte olan regulasyonların bizde de uygulanması olacaktır.
            Lisanslı depoculuğun devreye sokulmasının öneminin farkındayız ve bir an önce bu konuda gerekli adımların atılması ile lisanslı depoculuğun hayata geçirilmesi taraftarıyız.
            Tağşiş yapan firmaların ve satın alan firmaların tespit sonrası ilan edilerek gerekli cezai uygulamaların caydırıcı seviyeye getirilmesi sektörün bu tip sahtekarlardan temizlenmesi için önem arz etmektedir.
            Zeytinyağı üreticisi olupta AB ülkelerine vergisiz satış yapamayan tek ülke Türkiyedir. AB tarafından ülkemiz zeytinyağı ürünlerine uygulanan ağır vergi yükünün kaldırılması ihracatı teşvik açısından son derece önemlidir. AB tarafından Naturel Sızma Zeytinyağında uyguladıkları gümrük vergisi 100kg'da 124,5 Euro/kg, rafine ve riviera zeytinyağında ise 100kg'da 134,6 Euro/kg. Buna karşılık halen daha yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşmasına göre AB ülkelerinden 50.000 Ton nebati yağı sıfır gümrük vergisi uygulayarak almaktayız.
            SONUÇ
            En başta da belirttiğimiz üzere zeytin ve zeytinyağı ülkemizin stratejik bir ürünüdür ve 3.5 milyar dolar nebati yağ açığı olan ve her sene bu açığı artan ülkemizde bu kadar sorunu olan sektörümüzün sorunlarının bir sistem dahilinde çözüme kavuşturulması esas teşkil etmektedir. Bu vesile ile halen yürürlükte olan 3573 no'lu Zeytincilik kanuna sahip çıkmanız konusunda  zeytin/zeytinyağı üreticileri olarak sizlere güvenimiz tamdır.
Davetimize kulak verip katılan tüm milletvekili adaylarımıza seçimlerde başarılar diliyoruz, seçimlerin memleketimize istikrarlı, güzel günler getirmesini temenni ediyoruz.
Saygılarımızla,
EDREMİT KÖRFEZİ ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI ÜRETİCİLERİ DERNEKLER FEDERASYONU


Image result for zeytin

4 Haziran 2018 Pazartesi

Çok yalnızım be Atam!...

Aklıma Komser Şekspir filminde Kadir İnanır'ın ünlü repliği geldi. Ağlayarak Atatürk büstüne yaşlı gözlerle bakar ve bu cümleyi söyler ünlü oyuncu. Son zamanlarda hissiyatım böyle...
Bu aralar okuduğum şahane bir kitap var. İlknur Güntürkün Kalpakçı'nın.

Atatürk'ün doğayla ilgili yaptıklarını okudukça hem umutlanıyorum hem de geldiğimiz duruma üzülüyorum. Çünkü böylesine doğa aşığı bir liderin mirasını bu kadar hoyratça yok etmeye ve kısa vadeli kazanç uğruna geri dönüşü olmayan zararlar vermeye heves yöneticileri gördükçe sinirlerime hakim olamıyorum!

Kitaba geri dönecek olursak, Atatürk'ün doğa ve insan sevgisine, ilerigörüşlülüğüne, bilimselliğe verdiği öneme dair çok güzel anılar yer alıyor. Atatürk'ün Orman Çiftliği'ni nasıl kurduğunu, Ankara'nın bozkırdan adeta bir cennet bahçesine dönüşünün muhteşem hikayesini hem yakınlarından hem de yabancı yazarlardan okuma şansına erişiyorsunuz.

Atatürk'ün çoğunlukla yaz-kış yeşil kalan, çiçekli olan ağaçları, büyük ağaçlardan çok, dallarının ve yapraklarının her yıl nasıl büyüdüğünü gördüğü ağaçları tercih etmesi de ilginç bir ayrıntı oldu benim için. Zeytin de Atatürk'ün özel önem verdiği ağaçlardanmış zaten.

Biz Edremit Körfez Zeytin Üreticileri Dernekleri Federasyonu olarak zeytinliklerin geleceği konusunu çok önemsiyoruz ve bu yüzden de Balıkesir milletvekili adaylarını Burhaniye Ticaret Odası'nda 6 Haziran Çarşamba günü saat 14'te toplantıya çağırdık. Sektörle ilgili görüşlerimizi ve önerilerimizi bildireceğiz. Yolunuz bizim taraflara düşerse bekleriz.

Benim gibi kitap meraklısıysanız mutlaka okumanızı öneririm. Okuması çok keyifli bir eser kaleme almış İlknur Hanım. Yine kitaptan ünlü yazar Rıfat Ilgaz'ın şiiriyle sözlerimi sonlandırmak isterim. 

"Yaşayıp gidiyoruz bir arada, meşe, köknar, kayın.
  Bırakın kentlerinizi, biraz da aramızda yaşayın.
  Varsın derin olsun köklerimiz, yükselmek için yarış bizde.
  Görülmüş mü ağacın ağaca kıydığı
  Sevgiyle yaşamak, barış bizde..."



27 Mayıs 2018 Pazar

Zeytinin gözyaşları...

Bugünlerde ülke gündeminde 24 Haziran 2018 genel seçimleri var. Nereye baksanız, gitseniz konuşulanların hemen hemen %95'i seçimlerle ilgili... Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tabi beni de ilgilendiriyor seçimler ve sonrasında olacaklar. Ancak cumhurbaşkanlığı adaylarının seçim vaatlerine baktığımda dikkatimi çeken bir ayrıntıyı sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim.
Türkiye Cumhuriyeti'nin önümüzdeki dönemde cumhurbaşkanlığına talip olan adayların hiçbiri "çevre" konusuna değinmemiş... Diyeceksiniz ki adalet, eğitim, kadın-erkek eşitliği, ekonomi gibi konular dururken sıra ona gelmemiştir... Tamam size göre ve görülen o ki toplumun çoğunluğuna göre de çevre çok önemli değil. Ancak üzerinde yaşadığımız topraklara borcumuz olduğunu ve Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün doğaya olan hassasiyetini hatırlatmak isterim...

Bu aralar İlknur Güntürkün Kalpakçı'nın "Doğa ve Çevre Anlayışıyla Atatürk - Çevre Felaketi ve Atatürk'ün Öngörüsü" adlı kitabını okuyorum. Okudukça daha çok duygulanıyorum. Türkiye'nin 1980'de dünyanın en fazla ormanı olan 33. ülkeyken, son yıllarda İran'dan sonra dünyada ormanlarını en fazla tüketen 2. ülke konumuna geldiğini; Türkiye'nin %75'inin erozyona maruz kaldığını öğrenmek; OECD raporuna göre bu kuruluşa bağlı 38 ülke içinde çevre konusunda 10 üzerinden 2 puanla 37. sırada yer alıp geleceğimizi deyim yerindeyse mahvettiğimizi görmek içimi acıtıyor!... 

Atatürk'ün cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara gibi adeta çöl olarak nitelendirilen bir şehri nasıl ağaçlandırdığını ve tüm dünyanın gıpta ettiği bir başkente döndürdüğünü okudukça O'na olan hayranlığım yine arttı. O'na layık gençler olmak için bu durum ve koşullarda dahi görevimiz Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini sonsuza dek korumak ve savunmaktır. Bu ülke topraklarındaki ağaçlar ve ormanlar da bu gruba dahil!

Neden bu yazıyı yazdığıma gelince; ne yazık ki çıkar gruplarının özellikle zeytinlik alanlara olan iştahının kabardığına dair söylentiler geliyor yine kulağımıza... Ağaçlarımıza, ormanlarımıza, doğamıza sahip çıkmamız lazım...

Yoksa sadece zeytin değil tüm doğal yaşamı kısa vadeli çıkarlar için yok etmekle kalmayacağız, geleceğimizi de zarara uğratacağız...

 Image result for olive crying

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Gencim, sporu severim. Doğal olarak bugün benim bayramım :)

Neredeyse 1 yıldır sesim çıkmamışken bir anda bu gönderi de neyin nesi demeyin millet! :) Açıklayacağım.

Birincisi; blogumla haşır neşir olmamış olsam da sosyal medyada takip edenler bilir; çılgın bir tempoda geçiyor 2018. Şikayetçi miyim?! Aksine çok keyif alıyorum yaptığım her işten.
İkincisi; Zeytindostu Derneği uğur mu getirdi nedir bilmem, zeytinle ilgili başka derneklerin de yönetim kurullarına girdim. Yani kesişim kümesi elemanı gibi geziyorum bu aralar :) Şikayetçi miyim?! Hayır! :)
Üçüncüsü; her gün yepyeni güzel bilgiler öğreniyorum. Evet içimizi acıtan, canımıza okuyan haberlerle dolu bir dünyada yaşasak da etki tepkiyi yaratır misali, çok güzel gelişmeler de yaşanıyor etrafımızda.
Dördüncüsü; artık paylaşmazsam çatlarım durumuna geldiğim için bloguma tekrar yazmaya karar verdim. Arayı açmamayı umuyorum ;)

Gelelim bugüne...

19 Mayıs Atatürk'ü anma, gençlik ve spor bayramı bugün. Her zaman genç, çocukluğumda yüzme, basketbol, voleybol, tenis kurslarına gidip nihai sakatlanmama kadar tenis oynamış, sonra gönlünü yogaya kaptırmış, sporu seven bir birey olarak haliyle bugün benim günüm! :D

İki çift laf edeyim istedim.

Canım, tek önderim Mustafa Kemal Atatürk'ün aşağıda paylaştığım veciz sözünden feyz alırım şu hayatta.

Image result for 19 Mayıs çalışkan olmak

Şikayet etmek insana dair çok olağan bir durum; ancak yine insanın memnun olmadığı durumu düzeltecek gücü, iradesi de var. Bu olgudan hareketle hayatta hep çalışmayı amaç edindim. Rahmetli Hacı dedem Halit Oktay "Çalışmak da bir çeşit ibadettir." dermiş. Belki de ondandır bu kadar çalışmaya düşkün olmam. Sanki sürekli çalıştıkça hayallere, güzelliklere, mutlağa, evrene yaklaşıyormuşum hissine kapılıyorum.

Neyse kısaca geçtiğimiz 1 yılı özetlemek gerekirse;

- DOKTAY Tarım Gıda Turizm Danışmanlık Ltd Şti adlı şirketimiz gün geçtikçe daha güzel işlere imza atıyor.

- Geçtiğimiz sezon gayet iyi üretim yaptık. Satışlar çok şükür iyi gidiyor. Ama çok isterseniz
www.ethembey.com adresine bir uğrayın derim ;)

- Geçen yıl Olive Japan'a katılarak jüri üyesi olarak ilk kez dünyaya açılmamın ardından bu yıl hem Olive Japan için Tokyo'ya hem de organik zeytinyağı yarışması olan Biol'e çağırıldım.
Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, Nako  Umekita ve Dilşen Oktay dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi
İtalya'da Bari'de gerçekleşen yarışma yine çok verimli ve eğitici geçti. Yine dünyanın çeşitli
yerlerinden konusunda son derece başarılı uzmanlarla tanıştım ve birlikte tadımlara katıldım.
Görüntünün olası içeriği: 15 kişi, David Noy ve Dilşen Oktay dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, gökyüzü, takım elbise ve açık hava

- Zeytindostu Derneği bünyesinde 15. Ortak Akıl Toplantısı'nı düzenledik. http://zeytindostu.org.tr/ortak-akil-ve-guc-birligi-toplantisi-sonuc-bildirgesi.html

- Zeytin yasasına dair görüş almak üzere Bilim, Sanayi, Teknoloji Bakanı'nın çağırdığı toplantıya Zeytindostu Derneği'ni temsilen katıldım. İlk kez bu kadar üst düzey bir toplantıda Zeytindostu'nu temsil etmekten gurur duydum.

- 26 Şubat'ta Yaşar Üniversitesi Gastronomi Bölümü öğrencileri ve meraklılarına zeytinyağını ve mutfakta zeytinyağının önemini anlattım.

-  4 Mart'ta üyesi olmaktan gurur ve onur duyduğum Soroptimistlerin İstanbul Balat'taki Kültür Evi'nde "Zeytini Anlamak" adlı sunumumu gerçekleştirdim. Neredeyse çatıları delecek şiddetteki yağmura rağmen salon doldu, taştı. Harika bir gündü! :)
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

-  8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Namık Kemal Üniversitesi'nin davetlisi olarak "Tohumculukta Kadın Eli" adlı programda bir konuşma yaptım. Yine gençlerle ve müthiş bir kalabalığa hitap etmekten onur ve mutluluk duydum.
Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Dilşen Oktay dahil, gülümseyen insanlar



- Zeytindostu'nun 11 yıldır düzenlediği "Zeytinyağının Oskarları" olarak bilinen yarışmanın yağlarının tadımını Nisan ayının başında Muğla'daki Türkiye'nin yüz akı tesisimiz olan Duyusal Analiz Laboratuvarı'nda değerli tadımcılarla gerçekleştirdik.

- Törende seyahatim nedeniyle bulunamasam da Zeytindostu'nun 11. Zeytinyağı Kalite yarışmasının ödül töreni Gaziantep'te büyülü bir ortamda yapıldı.

- 9-12 Mayıs 2018 tarihlerinde Fuar İzmir'de yapılan OlivTech'te hem Zeytindostu Derneği'nin hem de Ethem Bey Zeytinyağları adına Burhaniye Ticaret Odası stantlarında aktif olarak görev aldım.
Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, Dilşen Oktay ve Atilla Totoş dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Özel Eraslan Okulları'nın çok afacan, tatlı mı tatlı, akıllı mı akıllı öğrencileriyle önce zeytinyağı tattık. Sonra Zeytindostu Çocuk logolu çantalar boyadık.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, Dilşen Oktay dahil, gülümseyen insanlar, oturan insanlar

Şöyle bir bakınca epey de iş yapılmış :) Ama daha Mayıs ayındayız. Yapılacak pek çok iş ve sırada bekleyen projeler var. Takibe devam etmenizi öneririm gençler ve genç hissedenler... Çünkü Zeytinyağı Kraliçesi çalışmaya ara vermiyor!... :)

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle...

Sevgi  ve saygılarımla

3 Haziran 2017 Cumartesi

"Yaşadım" diyebilmen için...

Sevgili dostlar,

Zeytinyağı kraliçeniz çalışmaya devam ediyor yaşamayı ciddiye alarak... 20 Mayıs 2017'de Zeytindostu Genel Kurulu'nda yapılan seçimde yönetim kuruluna seçildi ve genel sekreter oldu. 

Tabi durur muyum hemen işlere kalkıştım. Sevgili dostum Ümit Çelikaltay'ın şahane fikrini hayata geçirip "Zeytin Ağacıma Dokunma" adlı imza kampanyasını başlattık.

Hedef 1 milyon imza!
https://www.change.org/p/zeytin-a%C4%9Fac%C4%B1ma-dokunma-don-t-touch-my-olive-tree

Tam 2 hafta hem bu kampanya ile hem de sürekli meclisteki görüşmeleri izlemekle, bildiriler hazırlamak ve yayınlamakla geçti. Sebebini aşağıda anlatayım.

"17 Mayıs'ta Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı'nın hazırladığı rapor sonucu hükümetin TBMM'ne sunduğu "Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"na dair görüşmeler 30 - 31 Mayıs 2016’ta komisyon yetkilileri ile sektör temsilcileri arasında gerçekleşti. Sektörün bileşenleri komisyon üyelerinin fikrini değiştirmek için epey uğraş verdiler ve büyük ölçüde başarılı da oldular. Ancak çok kritik olan 20. maddenin değişmesine engel olamadılar.

Nedir bu 20. madde?

3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’nun 20’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre; “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.”
Kanun Tasarısında bu madde şu şekilde değiştirilmek isteniyor: “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez. Ancak alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilir.”
Basitçe açıklamak gerekirse; valilik başkanlığında Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu oluşturulacak. Bu kurulda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ildeki üst düzey temsilcileri ile ziraat fakültesi, ziraat odaları ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı araştırma enstitüsünden birer üye olmak üzere toplam 9 üye yer alacak. Kurulun sekretarya hizmetleri İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Kurul yatırım talepleri ile ilgili kararları bir aylık süre içerisinde alacak. Bunun için en az 5 üyenin aynı yöndeki oyu yeterli olacak.
Bir başka deyişle 3573 nolu Zeytincilik Yasası’nda “kesinlikle olmaz” denen koşul gevşetilerek bir kurul oluşturulmasına, bu kurulun da üyelerinin yarısından bir fazlası onay verdiğinde zeytinliklerin maden ve enerji üretimi için yok edilmesine izin veriliyor!
Türkiye Cumhuriyeti Devleti 171 milyon zeytin ağacı varlığı ile dünyada 2., zeytinyağı üretimi ile dünyada 5. ve sofralık zeytin üretiminde de dünyada 2. sıradadır. Zeytin ve zeytinyağı talebi tüm dünyada son 25 yılda 2.5 kat artış göstermiştir. Aynı zamanda Avrupa ve Amerika’da bilim insanlarının yaptığı yüzlerce araştırmada özellikle fenol içeriği zengin zeytinyağlarının kalp, damar hastalıklarına, diyabete, bazı kanser türlerine, mide ve bağırsak hastalıklarına, cilt hastalıklarına, Alzheimer, MS gibi rahatsızlıklara iyi geldiğine dair bulgulara rastlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti 14 Eylül 2016’da Birleşmiş Milletler’in 2015’te sunduğu 49. Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Uluslararası Anlaşması’nı imzalamış ve 1 Ocak 2017 tarihi itibariyle de bu anlaşma yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşmanın 7. Kısmında yer alan Genel Hükümlerin altında yer alan 24. Maddesinde çevresel ve ekolojik açılarda da sürdürülebilir zeytin yetiştiriciliğinin geliştirilmesini garanti altına almakla yükümlüdür. Ayrıca Türkiye, Avrupa Birliği ve Tunus’tan sonra en fazla paya sahip 3. ülke konumundadır.  Dolayısıyla hükümet yasa değişikliği yaparken sadece içerdeki değil aynı zamanda dışardaki bağlantılarını da göz önünde bulundurmalıdır.
Bu koşullarda 3573 nolu yasanın değiştirilmesi mantığa uymayan bir karar olarak gözükmektedir.
Bu durum elbette zeytin dostlarını, zeytin üreticilerini, zeytin sektöründeki herkesi derinden sarstı. Ancak mücadeleden vazgeçmiyoruz."

Benim düsturum "Çıkmadık candan ümit kesilmez"dir. Dolayısıyla yasa tasarısını sunanların fikrini değiştirene kadar çalışmaya devam. Desteğiniz çok değerli sevgili dostlar...

Değerli şairimiz Nazım Hikmet'in de dediği gibi;






O zaman finali Nazım Hikmet'le yapalım...



19 Mayıs 2017 Cuma

Alsancak'ta Şenlik yapılır da zeytinyağsız olur mu?! ;)

Gençler ve kendini herdaim genç hissedenler!

Öncelikle 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun :)  Zeytin ağacına yakın olunca, zeytin ve zeytinyağıyla beslenince doğal olarak genç kalıyoruz ;)

Bu girişten sonra son zamanlarda katıldığım bir etkiniği anlatmak isterim sizlere. Geçtiğimiz günlerde 16. Alsancak Şenliği kapsamında Alsancak Koruma ve Güzelleştirme Derneği'nin davetlisi olarak Alsancak Dominik Caddesi'nde bir etkinliğe konuşmacı olarak katıldım. Sokakta halka açık bir etkinlik olduğundan yoldan geçip de dinlemeye başlayanlar gördüm ve mutlu oldum.

Bir arkadaşım o güzergahtan geçerken sesimi duymuş ve dinlemeye başlamış. Sonra da karşıdaki kafede oturup tüm konuşmaları dinlemiş. Etkinlik sonunda yanına gittiğimde söylediği çok hoşuma gitti. "O kadar ballandıra ballandıra anlattınız ki, kahvemin üstüne bir damla zeytinyağı dökmek istedim." Demek ki amacımıza ulaştık :)

"Zeytinyağı ile İzmir Mutfağında Sağlıklı Beslenme" adlı etkinlikte çok değerli katılımcılar vardı.

Yanımda UZZK'dan çok sevdiğim Gülşah Satıroğlu, değerli yazar ve Karşıyakalı hemşerim Nedim Atilla, Poyrazcan Gıda Ltd Şti'yi temsilen Dış Ticaret Müdürü Cem Demirci ve Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı Nejdet Polat vardı. Konu zeytinyağı olunca tabi kendimizi kaptırmışız. Her konuşmacıya 10 dakika süre tanındı ancak bıraksalar eminim sabaha kadar sohbet edebilirdik :)

O gün o saatte diğer katılımcılarla buluşmamız ve düzenleyenler tarafından da ön bilgi verilmediği halde, sanki karar almışız gibi bütün konuşmacılar olarak zeytinyağının kalitelisinin kokladığınızda sizi güzel yerlere alıp götüreceğinden, taze zeytin, yaprak, taze Ege otları, kesilmiş çimen, çağla badem, can erik, domates, enginar, muz, çiçeksi gibi hoş kokulara sahip olabileceğinden bahsettik. Sevgili Gülşah Satıroğlu zeytinyağının dürüst bir ürün olduğundan ve kokladığınızda üretim sürecinde yaşadıklarını size birbir anlatacağından söz etti. Soykan Bey tüketimi artırmamızın önemine, ülke olarak zeytin ve zeytinyağına dair politikalarımızı iyileştirmemizin gerekliliğine vurgu yaptı. Sevgili Nejdet Polat Şef zeytinyağlıların yemeklere nasıl lezzet kattığından, mutfakta nasıl kullanılması gerektiğinden bahsetti.

Ben ikinci konuşmacı olarak deyim yerindeyse altından girip üstünden çıktım :) Zeytinin binlerce yıl önceki üretiminden, Klazomenai'den, Hipokrat'tan, Ege murfağından, zeytinyağının sağlığa faydalarından, Antandros'tan, garum sostan, doktora çalışmamda bulduğum tüketim verilerinden, gıda eşleşmesinden, tatlılardan Ege otlarına kadar her türlü yemeğe ne kadar yakıştığına kadar herşeyinden bahsettim.

Dinleyenler hepimizin konuşmalarından çok keyif aldıklarını belirttiler.




Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş'ın da katılımlarıyla onurlandırdığı etkinlik çok renkli geçti. Ardından aşağıda önünde durduğumuz standlarda Ege mutfağından harika zeytinyağlı yemekler, börekler, tatlılar tadıldı.  


Ne yazık ki yine gündeme getirilen Zeytinlik Kanunu'nda değişiklik konusunu ayrıca irdeleyeceğim. Ancak bu güzel bayram gününde sizlere iyi niyetlerle hoşçakalın demek isterim.



Zeytini ve zeytinyağını sevdiğimiz kadar, İzmirimiz'i de çok seviyoruz :)
Derneğin afişindeki "Sokakta umut var!" sloganını çok beğendim. Ben de aynı fikirdeyim. Sadece sokakta değil, her yerde ve her zaman umut var. Ne demiş atalarımız? "Çıkmadık candan umut kesilmez!" 

Sağlıcakla kalınız efendim...



12 Mayıs 2017 Cuma

Japonya Anıları

Merhaba sevgili takipçiler,

Nisan 2017 tam tahmin ettiğim gibi epey koşturmacalı ve verimli geçti.

Anneannemin 3 Nisan'da vefatı duygusal olarak çok etkilemiş olsa da, kendimi işe güce vererek acımı az da olsa hafifletmeye çalıştım...

Öncelikle 7 Nisan'da İtalya Perugia'ya bağlı Spoleto'da bulunan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Akademisi'nde zeytinyağı sektöründe yeniliklere dair bir konferansa gittim.

Ardından 19-21 Nisan 2017 tarihleri arasında Tokyo'da gerçekleştirilen Olive Japan'in jürisinde Türkiye'yi temsil etme olanağı buldum. Benim için harika bir deneyimdi. Çünkü farklı kıtalardan konusunda son derece uzman ve söz sahibi 23 zeytinyağı tadımcısı ile beraber 3 gün boyunca bir sürü farklı ülkeden gelen örnekleri tatma şansım oldu.

Toplam 610 farklı örneğin yarıştığı yarışmada 7 masada jüri üyeleri olarak yağları tattık. Biz 3 günde toplam 110 örnek değerlendirdik. 13 Türk yağından sadece 6 tanesi gümüş madalya almaya hak kazandı.



Yanımda Yunanistan ESVITE IOC certified panel üyesi Lykourgos Polychronopoulos, karşımda Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya'dan Extra Virgin Alliance kurucularından Alexandra Kicenik Devarenne ve onun yanında Japonya'dan Olive Oil Master Sommelier Keiko Naoi bulunuyordu.


Turuncu takım elbiseli Toshiya Tada, Olive Oil Sommelier Assocciation of Japan'in Başkanı aynı zamanda Olive Japan yarışmalarının yöneticisi. Kendisi son derece çalışkan, işinde titiz, dakik ve düzenli biri. Onunla tanışmak ve birlikte çalışmak hem büyük bir onur hem de keyifti.

Tabiki sadece zeytinyağı tadımıyla sınırlı kalmadı bu deneyim. Akşamları değişik restaurantlara gidip Japon mutfağından değişik örnekleri tattık.

Balkabağı tempura ile soğuk sake

 Deniz ürünleri tabağı

Soba noddle ve yanında wasabi, sake



Son akşam Asakusa'da L'épice restauranta gittik. Orada zeytinyağı tadımcısı şefin müthiş yemeklerini yedik.






Kültür turu da yaptık ilk ve son gün. Önce Kapabashi ya da Kitchen Town olarak bilinen semtte replica food atölyesine katıldık.




Gördüklerinizin tamamı waxtan yapılmış. Yani gerçek gıda değil.

Son gün 12 kişilik bir grup olarak Asakusa'da Sensoji Tapınağı'na uğradık. Buddhistlerin uğrak yeri olan bu yerde epey bir fotoğraf çektik.




Kimonolu kızlarla fotoğraf çekmezsem olmazdı :)

Japonya'da insanların nezaketinden, zerafetinden tutun da çalışkanlıklarına, insana saygılarına ve disiplinlerine yani kısacası herşeylerine hayran kaldım. Ama en çok hoşuma giden o koca koca binaların önlerinde ve yol boyunca gördüğüm harika çiçeklerle ağaçlar oldu.




Japonya'ya dair anlatacak çok şey var ancak ilk aklıma gelenleri bir çırpıda paylaştım. İlerleyen günlerde görüşmek ümidiyle.

Sevgi ve saygılarımla