13 Nisan 2010 Salı

Kahramanmaraş'tan güzel bir anı...

Bir çalışma için geldiğim Kahramanmaraş'tan edindiğim güzel izlenimleri sizlerle paylaşmak istiyorum...Öncelikle et yemediğim için buraya gelmeden önce yakın çevrem beni uyarmıştı ve sıkıntı çekebileceğimi söylemişlerdi. Ancak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'nde ziyaret ettiğim bir hocam bana şehir merkezinde Küçük Ev diye bir lokanta tavsiye etti. İki gündür resmen müdavimi oldum. Nedeni sadece yemeklerinin çok lezzetli olması değil aynı zamanda yağ olarak sadece zeytinyağı ve tereyağı kullanmaları idi...Aynı lokanta iki gündür dikkat ediyorum hep kalabalık ve zeytinyağlıları da tek kelimeyle enfes!...Yolunuz bu tarafa düşerse mutlaka uğramanızı öneririm...Burada kilo vereceğimi zannederken ciddi anlamda kilo alma endişesine girdim:) Güzel tatlardan da vazgeçemediğim için bol bol yürüyüş yapıp hem şehri keşfediyorum hem de yediklerimi yakmaya çalışıyorum:) Sonuç olarak kimse Anadolu'da zeytinyağı bilinmiyor demesin, bilen kıymetini gayet iyi biliyor...Hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum...

18 Şubat 2010 Perşembe

Güzel bir yazı...

Merhabalar,
16 Şubat'ta Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun zeytinyağı ile ilgili güzel bir yazısı vardı. Aşağıda linkini de ekliyorum.
2 yıl Girit'te yaşamış biri olarak bu haber benim çok hoşuma gitti. Çünkü yıllardır her ortamda söylemeye çalıştığım şeyleri Sayın Müftüoğlu pek güzel özetlemiş. Elbette sağlıklı bir yaşam için abartılı şekilde yağ tüketiminden kaçınmamız lazım. Ancak bu yağların tamamen hayatımızdan çıkarılması anlamını taşımıyor...Çünkü bazı maddeleri vücudumuzun sentezleyebilmesi için esansiyel yağlara da ihtiyacımız var. Bu açıdan zeytinyağı diğer bitkisel yağlara göre çok avantajlı bir konuma sahip. Anne sütünün sağlanamadığı bir durumda bebeğe inek sütü ve zeytinyağı karışımı verdiğinizde bu gıdanın besin değeri anne sütüne hemen hemen eşit olmaktadır. Dolayısıyla zeytinyağı son derece değerli bir bitkisel yağdır.
Örneğin üniversitede çok katı diyet yapan bir arkadaşım yağ tüketimini neredeyse sıfırlamıştı. Yemeklerini suyla pişiriyor ve salatalara asla zeytinyağı koymuyordu...En sonunda ne oldu derseniz hem kilo vermesi durdu hem de sinirleri zayıfladığı için takviye ilaçlarla ayakta durmaya başladı. Oysa ki bir tatlı kaşığı da olsa zeytinyağı kullansa hem yağda çözünen vitaminleri daha rahat alacaktı hem de sinirleri o kadar yıpranıp agresifleşmeyecekti... Vücudumuzun hemen hemen her türlü besini alması gerekiyor, ancak belli ölçülerde... Eğer kişi bir şeyi fazla tüketirse elbette ki bunun bazı sonuçlarına da katlanacaktır...
Örneğin vejeteryanlıkta da vegan diye tabir edilen ve hayvansal hiçbir gıdayı tüketmeyenler ciddi sağlık problemleri yaşarlar. Ancak lakto-vejeteryan olarak tabir edilen ve et, yumurta dışında diğer süt ve süt ürünlerini tüketenlerin daha sağlıklı oldukları bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Veganların yaptığı gibi tamamen hayvansal besinleri diyetten çıkarmak yerine, yine hayvansal protein içeren kalsiyum açısından da zengin süt, peynir, yoğurt ve kefir gibi ürünleri tercih etmektedirler.
Sonuç olarak nasıl bir diyetimiz olursa olsun zeytinyağına mutlaka yer ayıralım. Hem vücudumuz bu faydalı besinden mahrum kalmasın hem de bu güzel ürünümüz değerlensin...
Hepinizi saygıyla selamlıyorum...

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13801783&tarih=2010-02-16

2 Şubat 2010 Salı

Yalova'da güzel bir pazar kahvaltısından sonra...

Merhabalar,
Ocak ayının son haftasonunda Yoga Academy'nin Yalova'da gerçekleştirdiği yoga kampındaydım. Herşey gayet güzeldi, cennet vatanımızın her köşesi ayrı bir keyifli zaten. Tepelerdeki karlara rağmen termal havuzda yüzmek, sıcak sularla keyif yapmak tek kelimeyle muhteşemdi:)
Yoga grubunda da zeytinyağı kraliçesi olarak bilindiğimden, halkıma güzel bir zeytinyağı ziyafeti çekeyim dedim ve yanıma pazar kahvaltısı için iki şişe taze sıkılmış ve filtre edilmemiş naturel sızma zeytinyağı götürdüm. Yağı tadanlardan aldığım geri bildirimler keyfimi bir kat daha artırdı. Bir kere her tadan bu ne kadar güzel bir zeytinyağı dedi, en güzeli de başka hiçbir şey yemedim sadece zeytinyağa ekmek bandırdım kahvaltı olarak demeleriydi. İnsan emeğinin karşılığını görünce tüm yorgunlukları ve sıkıntıları unutuveriyor...Bir nevi zeytinyağı tanıtımı da yapmış oldum bu sayede, ve elbette tadımdan bahsettim...
O iki şişe ne oldu derseniz, tüketildi:)
Zaten grubumuz da elli küsur kişiydi...En azından herkese bir 5-10 ml taze ve kaliteli bir zeytinyağı tattırdım.
Ocak ayını da böyle tamamladık...
Daha sonraki yazılarda görüşmek dileğiyle, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Başka bir toplantıdan izlenimler daha...

Merhabalar,
Geçtiğimiz hafta gerçekten çok eğitimli ve elit bir gruba yine zeytinyağı hakkında sunum yaparken, o günden yaklaşık 4 gün önce sıkılmış taze naturel sızma bir zeytinyağı örneği ve yine taze sıkılmış ve rafinajlık özellikli zeytinyağını koklattım...
Rafinajlık yağların şişeleri küçüktü ve şeffaf olduğu için bulanık renkteydi ama yine de dıştan bakıldığında albenili bir numuneye benziyordu. Oysa güzel yağı çok daha büyük ve koyu renkli şişelere koymuştum...İnsanlar genellikle tersi durumlara alışkın oldukları için, ilk anda küçük şişelerin iyi yağlar olduğunu sandılar.Fakat yağı kokladıklarında acı gerçeklerle karşılaştılar...Büyük şişelerin kapağını açtıklarında o koca salona yayılan taze zeytin kokusu muazzamdı:) Herkesin yüzündeki ifade görülmeye değerdi!
O insanların belki de sadece birkaçı tadım eğitimi almışlardır, ama hepsi zeytinyağı hakkında fikir sahibi insanlardı...Ama büyük ihtimalle kimse onlara iyi bir yağın nasıl olması ve nasıl korunması gerektiğini anlatmamıştır...Elimizden geldiğince bilgilerimizi paylaştık, sanırım başarılı da olduk...Çünkü hem sunum sonrası hem de ertesi gün çok güzel sözler duyduk...
Demek ki hepimizin içinde iyi ile kötüyü ayırt eden o yetenekler mevcut...
Bunun üzerine gitmeli ve kendimizi her fırsatta geliştirmeliyiz...
Zeytinyağı tadımcısı olmak için illaha bu sektörün içinden olmak gerekmiyor...Zeytinyağını seven herkes tadımını öğrenebilir:)
Bol zeytinyağlı günler diliyorum hepinize...
Sevgi ve saygılarımla

29 Aralık 2009 Salı

Zeytinyağının bir faydası daha:)

Herkese merhaba,
Bugün öğlen dişçim Kamil Abi'ye gidip yıllık kontrolümü yaptırdım. Kendisi bana dişlerimin çok sağlıklı olduğunu söyledi...Bunda zararlı alışkanlıklarımı bırakmamın da etkisi vardı ancak ona yaklaşık 8 aydır düzenli olarak zeytinyağı tattığımı söylediğim zaman o da bana hak verdi. Zeytinyağının meziyetlerinden biri de iyi bir temizleyici olması;) Dolayısıyla ağız bakımıma da yardımcı oldu:) Yani zeytinyağı sadece kalp, damar hastalıklarına iyi gelmiyor; ayrıca diş ve ağız sağlığınız için de son derece faydalı bir gıda! Herkese tavsiye ederim. Ben şahsen tadımcılığımı geliştirmek adına hemen hemen her gün zeytinyağı tadıyorum, sizlere de öneririm. Hem duyularınız gelişir hem de ağız sağlığınızı korursunuz:)
Herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutlar ve sağlık, mutluluk, barış ve zeytinyağı dolu bir yıl dilerim....
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum...

3 Aralık 2009 Perşembe

Geçmiş Kurban Bayramı'ndan izlenimler...

Herkese merhaba,
Uzun bir aradan sonra yine yazıyorum...Bu sefer konu; geçtiğimiz bayramda katıldığım turda insanlarla yaptığım konuşmalar sonucunda edindiğim izlenimler...
Her zamanki gibi muzurluğumla ne yapıp edip, bayramın son günü 46 kişilik tur otobüsünde zeytinyağı konusunu açtım:) Çine'de mola vermiştik ve ben de Çine'den geçerken ağaç varlığının kimilerine göre 6 kimilerine göre 10 milyon olduğunu(her iki durumda da önemli bir miktar!!!) söylemeden, Aydın ilinin Türkiye'nin en çok zeytin ağacına sahip il olduğunu belirtmeden edemedim:) Sonuçta Aydın benim gibi bir zeytinyağı kraliçesi için önemli bir şehir!...
Neyse ben biraz tadımdan biraz zeytinyağından bahsettim. Hatta tadımda kusurlardan bahsederken özellikle sirke hatasında insanların yüzündeki o şaşkın ifade görülmeye değerdi...Sirke ve zeytinyağı kavramları bir arada çok garipsendi ama bunun laktik asit fermentasyonundan kaynaklandığını anlatmaya çalıştım...Umarım etkili olmuştur...
Yine her zamanki gibi hangi marka ve yağı önerirsiniz soruları geldi...Ben de elimden geldiğince objektif davranmaya çalıştım. Butik yağların haute couture gibi, diğer büyük markaların ise konfeksiyon gibi olduğunu söyleyerek olaya genel bir bakış açısı getirmeye çalıştım...
Sonuç itibariyle keyifli bir bayram tatili geçirdim...Eminim sizlerin de bayramı en az benimki kadar keyifli geçmiştir.
Hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum...

15 Ekim 2009 Perşembe

Ey Türk zeytinyağı tüketicisi!!!

Ey Türk zeytinyağı tüketicisi!...
Birinci vazifen, Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünü ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur! Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklali ve zeytinyağı sektörünü müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak ve Türk zeytinyağını korumak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Ey Türk zeytinyağı tüketicisi! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve zeytinyağı sektörünü kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!...

Not: Ulu önder Atatürk'ü saygıyla anıyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum...