23 Ekim 2014 Perşembe

Siz hiç bir zeytin ağacı sevdiniz mi?

Bu yazıya nereden başlasam ya da bu yazıyı nasıl yazsam hiç bilmiyorum. Tek bildiğim duygularımı size anlatmam gerektiği...

Siz hiç bir zeytin ağacı sevdiniz mi? Ya da daha basit sorayım; siz hiç bir zeytin ağacı gördünüz mü? Eminim çoğunuz seyahat ederken yol kenarlarında zeytin ağaçlarının yanından geçtiniz...

Peki onlara hiç baktınız mı?

O bir canlı ve doğadaki tüm canlı varlıklar gibi sevgi, ilgi ve bakıma gereksinim duymasına rağmen, yine de çok güçlü bir şekilde bulunduğu yere tutunan, kök salan, meyve veren ve yaşamına pek çok engele rağmen devam edebilen asırlık bir ağaç...

Her yıl dövüle dövüle meyveleri toplandığı halde, yeterince sulanmadığı halde, yeri geldiğinde odunu iyi para ettiği için bilinçsizce kesildiği halde hayata sımsıkı tutunmaya devam eden ve biz insanlara meyveleri zeytin sayesinde yaşam iksiri denebilecek zeytinyağını sunan bir canlı zeytin ağacı...

O bir lütuf...

Kur'an'da da birçok yerde adı geçen zeytin ve zeytinyağıyla ilgili iki sureyi aşağıya ekliyorum...

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytinağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)

"İncire ve zeytine andolsun." (Tin Suresi, 1) 


Sizden ricam lütfen bundan sonra bir zeytin ağacının yanından geçerken ona dikkatle bakın. Hatta mümkünse ona dokunun. Gövdesini sevin, dallarına dokunun... O ağaç bize doğanın bir armağanı...

İtalya'da çok yaşlı ağaçlara "nonno" yani "dede" derler... Geçtiğimiz hafta medyaya yansıyan üzücü haberde öğrendiğimiz üzere zeytin ağaçlarımız kesilmeye başlanmış... Hiç ölmeyen dedemi kaybetmiş gibi hissediyorum... 

Ben zeytin ve zeytinyağı üreten öz dedemi hiç görmedim. Çünkü ben daha 1 yaşındayken hayata gözlerini yummuş... Fakat bizim zeytin ağaçlarımız dededen yadigar ve ben de onları dedemin yerine koydum... Ne zaman dedemi özlesem bir zeytin ağacının yanında soluğu aldım ve onun yanında huzur buldum...
 
Kaz Dağları'nda maden aramak için, Yırla'da termik santral kurmak için kesilmelerine gönlüm el vermiyor... Siz bu yazıyı okuyunca ne hissedersiniz bilemiyorum... Fakat ben atalarımı kaybettiğim için çok üzgünüm ve yastayım... 





14 Ekim 2014 Salı

Bir elin nesi üç elin sesi var :)

GE-KA (Güney Ege Kalkınma Ajansı), MUTSO (Muğla Ticaret ve Sanayi Odası) ve Zeytindostu Derneği bir araya gelmiş. Harika bir eğitime imza atmış. Böylece Muğla halkı müthiş bir fırsat yakalamış.

"Zeytinyağı Duyusal Tadım Eğitimi" adlı bu çalışmanın ilk günü 13 Ekim'de Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve tadım panel başkanı Serdar Öçten Ünsal, Zeytindostu Derneği Genel Sekreteri Eczacı Atilla Totoş ile birlikte çeşitli sunumlar yaptık.

Sabah Serdar Bey ile birlikte kaliteli ve kusursuz zeytinyağı nasıl üretilir konusuna değindik. Öğleden sonra ise Atilla Bey zeytinyağı ve sağlık ilişkisine dair bilimsel veriler ve kendi kişisel gözlemlerine dair değerli bilgileri bizlere aktardı. Daha sonra katılımcılara kusurlu ve kusursuz zeytinyağı örnekleri tattırdık. Özellikle ransid kusurundaki örneği tattırdığımızda katılımcılarımızın yaşadıkları şaşkınlık görülmeye değerdi. Bununla birlikte Memecik cinsi zeytinden elde edilmiş kusursuz zeytinyağı örneğinde aldıkları taze kesilmiş ot, limon çiçeği, kır çiçekleri gibi kokular katılımcıların duyularında adeta bir parti havası estirdi...

Bugün aklımda kalan en çarpıcı sözler 80 yaşındaki eski bir zeytinyağı fabrika sahibi ve hala zeytinyağı üretimine devam eden Hayri Baş adlı beyefendiye ait. Kendisi "Bugün burada rüyalarımın gerçek olacağını hissettim. Ölmeden bunu görmeyi çok isterim. Teşekkürler Zeytindostu, MUTSO! GE-KA böyle bir destek verdiyse bunu en kısa sürede tekrarlayıp daha çok insanın bilinçlenmesini sağlayalım" dedi.

Muğla'da yaşıyorsanız veya buraya yakın bir yerlerdeyseniz bu fırsatı kaçırmayın derim. E daha ne duruyorsunuz?! Arayın gari :D



Saat 09.30 ile 16.00 arasında gerçekleştirilen eğitimler günlük 30 kişi ile sınırlı olup katılmak
isteyen üretici ve tüketicilerin telefon ile arayarak kayıt yaptırmaları gerekiyor. Eğitimler
sonunda katılım belgesi veriliyor. Bu eğitim 20 Ekim'e kadar devam edecek ve dileyenler aşağıdaki numaraları arayıp kayıt yaptırabilirler.


Kayıt için iletişim numaraları;

Muğla Merkez: 0 252 214 11 22/ 101-102

Datça Temsilcilik: 0 252 712 92 29

Ortaca Temsilcilik: 0 252 282 20 46

Yatağan Temsilcilik: 0 252 572 81 66

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum...


18 Eylül 2014 Perşembe

Yeni sezona girmeden evvel hepinize merhaba!!! :)

Evet yeni sezon aslında resmen olmasa da başladı... Ben de ihmal ettiğim blogumu tekrar canlandırmaya karar verdim. Şimdiden tüm zeytin ve zeytinyağı sektörüne gönül verenlere ve emekçilere selam olsun... En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere...

Sevgi ve saygılarımla

30 Mayıs 2014 Cuma

Merhaba 2014...

Herkese merhaba,
Geçenlerde bir arkadaşım söyleyince farkettim ne kadar uzun zamandır bu siteye girmediğimi... Hemen bir kısa selam vereyim istedim... Evet Orijinal Yoga Sistemi çalışmalarında hızla ilerledim ve hayatımın çok büyük bir kısmı artık bununla geçiyor... Beni tanıyanlar konudan haberdar zaten:) Ama zeytinyağını bırakmış değilim... Hala sıkı bir zeytinyağı severim. Aynı zamanda yeni bir marka üzerinde çalışmalara başladım. Bununla birlikte bu yıl Zeytindostu Derneği'nin düzenlediği kalite yarışmasında da bizzat tadım panelinde görev aldım. Ülkemizde kaliteli zeytinyağlarının üretimindeki artış beni çok mutlu ediyor... Gelişmeleri arayı bu kadar açmadan sizinle paylaşmaya devam edeceğim. Hepinize kucak dolusu sevgiler:)

15 Mayıs 2012 Salı

Domatesin gücü adına...

Uzun zamandır kayıp olan Zeytinyağı Kraliçesi tekrar sahalara döndü! Hem de ne dönüş ama!:) 2011'in sonlarına doğru hayal ettiğim bir gezi gerçek olunca Mart 2012'de kendimi Roma'da buluverdim...
UMAO (Unione Mediterraneo degli Assaggiatori di Oli - Akdeniz Zeytinyağı Tadımcılar Birliği)'nun düzenlediği kursa katılmaya karar verdim. Birliğin başkanı olan Paola Fioravanti adlı çok iyi bir tadımcının peşine takılıp Pesaro'da düzenlenen uluslararası L'Orciolo d'Oro adlı bir zeytinyağı yarışmasında jüri üyeliği bile yaptım:)
3 günde 150 zeytinyağı numunesi tadarak kendi rekorumu kırmış ve yaseminli, domatesli, fesleğenli, enginarlı, aromatik ot, muz kokulu yağlar tatmış biri olarak şunu söylemeliyim ki İtalya'da zeytinyağı tadımı yapmak gerçekten muazzam bir deneyim! 
Her zeytinyağı numunesinde ufkumun biraz daha genişlediğini, duyularımın geliştiğini hissettim. Daha ilerleyen zamanlarda yeni kokuları ve tatları sizlerle paylaşacağım...
Roma'dan kucak dolusu sevgiler... 

16 Ocak 2011 Pazar

2011'in ilk zeytinyağı tadım eğitimi

Merhaba herkese,
Öncelikle gecikmeli de olsa yeni yılınızı kutluyorum. Malum doktora teziyle uğraşıyordum ve yılbaşına bir hafta kala tamamen mezun oldum:) Yani resmen bitti.
Şu an bu satırları Gaziantep'ten yazıyorum. Yarın başlayacak ve 3 gün sürecek bir tadım eğitiminde çevirmen olarak görevli geldim. Yarın Nizip Ticaret Borsası'nda eğitime başlayacağız. Aslında bu akşamdan biraz notlarıma baksam fena olmayacak gibi geliyor. Önümüzdeki günlerde size daha ayrıntılı bilgiler ve izlenimlerimi aktaracağım.
Doğunun Parisi Gaziantep'ten iyi geceler hepinize...

15 Aralık 2010 Çarşamba

Bir doktora tezinin sonuna doğru yaklaşırken...

Merhabalar,
Tam üç ay önce yazmışım son yazımı ve tezimi bitirmek üzere olduğumu belirtmişim. Evet 12 Kasım'da tezimi jüri karşısında savundum ve gerekli düzeltmeleri yaptım. Ancak saygıdeğer bir hocam hala titiz davrandığı için teslim edemedim evraklarımı. Şu an itibariyle son düzeltmelerimi yapıyorum ve umuyorum önümüzdeki hafta belgelerimi tamamlamış olarak Fen Bilimleri Enstitüsü'ne teslim edeceğim. Sonra ne mi olacak? Sonra RESMEN bilim doktoru olacağım. Tez savunması bittiğinde işlerim hallolmuş sanmıştım ama yanılmışım. Dört tane Profesör onay verdi ancak bir Yrd.Doçent hala düzeltme istediğinden evraklarım yarım...Umuyorum en kısa sürede bitecek ve ben de buradan Dr. ünvanıyla yazacağım size...Hoş, ünvan eklenince boyum uzayacak mı? Cevabım hayır. Sadece zeytinyağı konusunda uzmanlaştığım bir diploma ile belgelenecek. Beni tanıyanlar ve bilenler zaten bu konuyla ne kadar ilgili ve bu konuda ne kadar bilgiye sahip olduğumu biliyorlar. Ama bu diploma, beni tanımayanlar için bir nevi kanıt olacak. Gerekli miydi? Göreceli bir şey aslında. Neden diye soracak olursanız, eğer Türkiye gibi kimsenin kimseye güveni olmadığı bir ülkede yaşıyorsanız, elbette kendinizi göstermek adına o diplomalar illahaki lazım! Ama başka ülkelerde bulunduysanız bilirsiniz ki oralarda kağıt parçalarına değil, yaptığınız işe bakarlar. Dolayısıyla ben rüştümü yıllar önce defalarca kanıtladım ve en azından yaptığım her işi layıkıyla yapabilme kapasitem olduğunu hem kendime, hem de birlikte çalıştığım insanlara gösterdim. O yüzden yüreğim çok rahat. Doktorayı bitirdim, çünkü hayatta hiçbir işi yarım bırakmaktan hoşlanmadım. Bir diğer yandan da içimde keşkeler olsun istemedim. Daha önce doktora yapıp yarıda bırakan ve sonra güçlüklerle tamamlayan insanlarla görüştüm. Hepsinin tavsiyesi "ne pahasına olursa olsun bitir." şeklindeydi. Ben de tavsiyeleri dinledim. Sonuçta görünen köy kılavuz istemiyor. Bana sağlayacağı avantajları göz önünde bulundurdum ve doktoramı sonuçlandırdım. Bundan sonra hayat yine devam edecek, benim için fazla bir değişiklik yok, çünkü ben aynı kişiyim. Ama etrafımdakilerin bana davranışları değişirse bilemem. Sonuçta hayattaki, bana göre geliştirici ve olgunlaştırıcı, başkalarına göre bir engel niteliğindeki unsuru aşıyorum. Bundan sonrası yeni projelerle geçer diye umuyorum.
Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum...